Âlemin ağzına sakız olmak
[D] Yaptığı bir işten dolayı uzun zaman hakkında dedikodu yapılmak, söylenmek.
Fındık kurdu
[D] Kendisi ufak tefek, canlı ve şişmanca.
Gemi aslanı
[D] Bir işe yaramayan, bir sorumluluk almayan gösterişli kimse.
Göz kararı
[D] Gözle tesbit edilen miktar. Gözle tahmin edildiği kadar.
Güneş görmek
[D] Güneş ışığının bol geldiği bir yerde olmak.
Ot, kökü üstünde biter
[A] Çocuklar ailelerinin ve eğitim gördükleri yerin genel tutumu doğrultusunda yetişirler, eğitilirler.
Sen sağ ben selâmet
[D] Bahsedilen iş bitmiştir, sonuçlanmıştır. Üzerinde yapılacak bir şey yoktur, kalmamıştır.
Sepet havası çalmak
[D] İşinden atmak, işine son vermek. Kovmak.
Türk gibi mert
[G.S] Sözüne güvenilir, hiçbir zaman sözünden dönmez, kötülük ve kalleşlik yapmaz, yiğit kimse.
Ustamın adı Hıdır, elimden gelen budur
[D] Bütün çalışmalarım ve gücüm bu kadardır, elimden bundan fazlası gelmez.